11 Şubat 2015 Çarşamba

Birazcıkta düz yazı..

Uzun uzun dolaştıktan sonra sayfalar arasında vurucu birşeyler bulamamanın yorgunluğuyla aldım kalemi kağıdı elime vurucu bir yazı yazayım dedim.Kalpten vurmayan hiçbirşey beni etkilemiyor artık.Öyle keskin,öyle sert indirmeliki darbeyi kalbim yerinden çıksın.Bu şuna benziyor sanırım giderek hissizleşen bir organa ne kadar sert vurulsada acıyı hissetmez ya öyle işte.
Durun!Kalbim henüz ölmedi!Dedim ya sert bir vuruş onu canladırabiliyor bazen.Vurucu bir yazı olsun,hemen belaltı anlamayın.Kalpten,duygulardan falan bahsediyoruz.Öyle ya şu zamanda sevgi çok değerli,eskisinden daha fazla para ediyor!
İki ucu keskin bir mızrak var,hepimizi delik deşik eden.Mızrakların ruhu olmuyormuş bende dün öğrendim.Ruhu olsa acırdı.Hem ne bilir düşünmesini?
Şimdi tamda şuan buldum.Çoğu zaman olduğu gibi.Ürküten melodilere bıraktım kalbimi.Acıya mübtelayım,biliyorum.Acıyı oluşturuyorum,biliyorum.-şu baş belası baş ağrım dahil değil-
Bahsetmem gerekiyor ki çoğumuz acılarımızı kendimiz oluşturuyoruz.Çevresel faktörlerden etkilenebiliriz.hayat şartları buna dahildir fakat en çok içte,derinde,daha içerde acıları vareden biziz.Biziz,bizi üzen.Çözümünü bana sormayın,bilsem yazmaz,uygulardım.
Bana melankolik falan demeyin,gücenirim ha!Eskisi kadar alıngan değilim gerçi,büyüdükçe bedenim,ruhumda,zihnimde gelişti.Kalbim yetişti,hızla büyüdü.
Eh be kardeşim hep mi acı var? Mutluluktan bahset ya da acının zıttı tatlıdan.Olmadı demi manaları karıştırdık.Gelin biraz daha düşünelim o zaman.
Ha buldum!Acının zıttı haz mı olabilir acaba?Yani acı çekmiyorsak,haz alıyor,sevinç duyuyoruz.Bu da mutluluğa mı götürüyor acaba?
Geldik davanın büyüğüne.Amanda hanimiş benim küçük,tatlı mutluluğum?Benim hüzün örtüsü giymiş,siyahta pek yakışmış mutluluğum.
Amacım yön vermek değil,kavramlarla aram kötüdür.Ne yapmaya çalışıyorum acaba?
Gerçek yazıyorum.Gerçeği.Ama çoğunlukla kendi gerçeklerim.Belki sizde birşeyler bulabilirsiniz.
Aman dikkat!Herzaman değil.Sürekli depresif olur mu insan yahu?
Olmaz.


 İyisi uyumak,iyisimi uyumak al bana biraz.Yalnız uyumak isim fiilini,gerçekten fiil haline getirebilmem için,biraz gözlerin,biraz ellerin,bi öpüş,bi gülüş,biraz sen lazım bana!
                  Vur Emri

Kaybolup gidiyorum farkediliyor
Hep birlikteyken birden
Hiç oluyorum görülmüyor
İçimde yitirdiklerim
Dışımda olanlar

Bitişlerim sürgünlere gebe
Salıyor beni yalnızlıklara
Ben istiyorum ve ben yapıyorum
Kimsede değil,kimseden değil

Nedendir uzun zamandır
İçim ağlıyor farkediyorum
Şöyle bir dinginlik
Bir,eskilerin özlemi
Kokuyor duyuyorum

Birini özlüyorum
Sonsuz kokusuyla
Yanarcasına anıyorum
Sonsuz sesiyle bana
Tebessüm edercesine,beni
Ağlatıyor yine içimden

Sen sarmışsan etrafı
Söyle ben sendeyken ve sen
Böylesine bende
Nasıl olur ayrılmalar
Onu yazmayın,baş köşeye
Koymayın.Ayrılığı.

Sendendir hep hüzne doğuşum
-Beni hüzne doğurmuş anam-
Öyleyse sevince öldür beni
Sevince ,öldür beni

Anlaşıldı
Tek sen sensin örten
Üstüme baharını,kışını,yazını
Sensin döken ve dökülen
Bu hisleri ben bir sana yazdım ha
Bir sana yazdım ilkin
Koşan atları,rüzgarı savuranları

Elinde bir silahın olmalı şimdi
Yaralama ! Öldür !
Nefes verme!
Kes nefesimi!

Hiç dert etme kendine
Yarın yine basar karanlıklar

Aydınlığı...-senden kara aydınlık görmedi-
Herkese en içten selamlarımı iletirim.Yazdıklarım değerse okumaya,bi deneyin derim..
Benim gördüklerimi sende görseydin
Bilmem böyle söylermiydin
Akışını gördüm göz göz
Ve havaya karışışını ilik ilik
Atın bunu içeri ulan !
Bir ses garip içerden
Miktarı belli olmayan bir acıyı
Hüzne katık etmiştik bir zaman
Yine durduk sıcak sansınlar diye
Soğuk güldüğümüzü gizledik
Ve sen o ayazda kıpkırmızı olmuş
Yüzünü getirdin sundun
Bir milyar yıl öncesinden geliyormuşcasına
Aşk demeliyim burada söylemeliyim
Ve sen o billur beni mahveden
Özünü götürdün kandın
Elim donmuşsa yüzüm üşüyordur
Kulaklarım kesilmiş buzdan keskin

Ve sen o göllerce mavileşmiş

Gözlerini aldın sapladın........
Şimdi ağrıyan yanlarını bir bir koy önüne
Benki sana masal anlatmadım
Yorgun kalbimi saklamadım
Şimdi tut kalbimi koy avcunun içine

Şimdi gönlüme çizdiğin sevdanın şekilleri
Ve onların içimde devrilip sönüşümleri
Keyfiyle yaşayamadım ardınca gelişleri
Şimdi tut kalbimi sık avcunun içinde

Şimdi kanayan yanlarını ört elinle
Benki sana hiç yaklaşamadım
Dirilirken ölüler sabah vaktinde
Şimdi tut kalbimi
Yeterki tut kalbimi

Koy avcunun içine ve sık iyice..
Sen bembeyaz bir yağmur altında
Çırılçıplak bembeyazsın,yürüyorsun
Sen içime siyahlar katarkende beyazsın
Şimdi sen ipeksi teninle ipekten elbiseler içinde
Ruhumu ezerek yürüyorsun,mağrur
Senin bir alnı okşayışına heleki benim
Hiç şahit olmadım hep sana hep senden
Bulunamayan ve bilinemeyen senden
Bahsettim durdum renksiz ve kokusuz
Zihnimde şekillere yer yok
İzleri sırayla azami dikkatle siliyorum
Sen yürüyorsun ben izliyorum
Anı kaydetmiyorum defterime not düşmedim
Kalanlara gidenlere mevcut yalnızlığımın
O asil mimarlarına senide anlatmışlığım vardı
Hani bir masada oturuşun var senin
Ve masadan kalkışın
Hep biryerlere önemli birşeyler yapmaya
Gider gibisin ya dön!
Arada bir dön ve bak
Gittiğin yerlerde değil hep önemli şeyler
Geçen gün masada nazlı bakışından bir parça unuttun
Ses etmedim değerliydi bana
Niye acıları bırakıyorsun bana
Niye sadece bakış ki benden uzak
Bu bir kırık aşk hikayesi hiç değil
Seni aramaya ve duymaya kalbinin atışını
Yaslamaya kalbimi kalbine
Ah!Ne çok isterdim
Basitleştim
Beni ne basitleştirdi?
An'a sarılırdım önceden
Yoksa gördüğüm boşluklar
Dolmayan ve eksiklikler herşeyde
Tamam olmamış hep bir tarafından bırakılmış
Şeyler mi beni yok ediyor?
Siliniyorum.Hissediyorum ve yazıkki
Yeniliyorum
Can olmadı

Nefesin,sesin..
Demin otururken bir haber geldi
Öyle siyah -bu haber mühim değil-
Gövdemin yarısı yok oldu
Tamamen bitmedim

Öfke mi hüzün mü
Yanılsamalarım yine yanılmadı
Yanıldığım gerçeği öyle yalındı

Kalpten bahsetme bana duygular
Öylesine harap ki ben eridiğimide
Gördüm sanki sıcacık bir muhallebinin
İçinde eriyordum vanilyaya karıştım
Ve yalvardım tek yalvarılacağa
Duysun ne olur artık çünkü gözyaşlarım
Öyle boğazıma indiki
Ağlayamıyorum

Bütün olanlar bütün bunlar şunlar
Gelen bütün bütün üstüme
Şimdi yıkılsın
Devrilirken üstüme direnmeyeceğim
Oysa dayan demiştin sonsuza dek
Kapalı kalmaz bir yol-benimki kaldı-

Mesela ben hiç kendime elma soymadım
Ama kendim için ve birçok başka kişi için
Çok sigara yaktım
Ben sanırm kendime hiç portakalda soymadım
Bunu şimdi hatırladım ben kendime iyi davranmadım

Herşeyi toplamak mümkün olsaydı
Sonsuz artı sonsuz sayının toplamı kaç ederdi?
Matematikten anlamam zaten
Belkide bundan toplayamadım
Ama bölmeye gelince iyiyim
Çok böldüm mesela kendimi
Bölünce toplamak zor oluyor

Bir şehri içine alan ve bir şehirde
Bulunmamış yerleri bulan
Hiçbir gezgine rastlamadım
Mekanları üst üste kurmayı
İlk kim düşündü?