11 Şubat 2015 Çarşamba

Birazcıkta düz yazı..

Uzun uzun dolaştıktan sonra sayfalar arasında vurucu birşeyler bulamamanın yorgunluğuyla aldım kalemi kağıdı elime vurucu bir yazı yazayım dedim.Kalpten vurmayan hiçbirşey beni etkilemiyor artık.Öyle keskin,öyle sert indirmeliki darbeyi kalbim yerinden çıksın.Bu şuna benziyor sanırım giderek hissizleşen bir organa ne kadar sert vurulsada acıyı hissetmez ya öyle işte.
Durun!Kalbim henüz ölmedi!Dedim ya sert bir vuruş onu canladırabiliyor bazen.Vurucu bir yazı olsun,hemen belaltı anlamayın.Kalpten,duygulardan falan bahsediyoruz.Öyle ya şu zamanda sevgi çok değerli,eskisinden daha fazla para ediyor!
İki ucu keskin bir mızrak var,hepimizi delik deşik eden.Mızrakların ruhu olmuyormuş bende dün öğrendim.Ruhu olsa acırdı.Hem ne bilir düşünmesini?
Şimdi tamda şuan buldum.Çoğu zaman olduğu gibi.Ürküten melodilere bıraktım kalbimi.Acıya mübtelayım,biliyorum.Acıyı oluşturuyorum,biliyorum.-şu baş belası baş ağrım dahil değil-
Bahsetmem gerekiyor ki çoğumuz acılarımızı kendimiz oluşturuyoruz.Çevresel faktörlerden etkilenebiliriz.hayat şartları buna dahildir fakat en çok içte,derinde,daha içerde acıları vareden biziz.Biziz,bizi üzen.Çözümünü bana sormayın,bilsem yazmaz,uygulardım.
Bana melankolik falan demeyin,gücenirim ha!Eskisi kadar alıngan değilim gerçi,büyüdükçe bedenim,ruhumda,zihnimde gelişti.Kalbim yetişti,hızla büyüdü.
Eh be kardeşim hep mi acı var? Mutluluktan bahset ya da acının zıttı tatlıdan.Olmadı demi manaları karıştırdık.Gelin biraz daha düşünelim o zaman.
Ha buldum!Acının zıttı haz mı olabilir acaba?Yani acı çekmiyorsak,haz alıyor,sevinç duyuyoruz.Bu da mutluluğa mı götürüyor acaba?
Geldik davanın büyüğüne.Amanda hanimiş benim küçük,tatlı mutluluğum?Benim hüzün örtüsü giymiş,siyahta pek yakışmış mutluluğum.
Amacım yön vermek değil,kavramlarla aram kötüdür.Ne yapmaya çalışıyorum acaba?
Gerçek yazıyorum.Gerçeği.Ama çoğunlukla kendi gerçeklerim.Belki sizde birşeyler bulabilirsiniz.
Aman dikkat!Herzaman değil.Sürekli depresif olur mu insan yahu?
Olmaz.


 İyisi uyumak,iyisimi uyumak al bana biraz.Yalnız uyumak isim fiilini,gerçekten fiil haline getirebilmem için,biraz gözlerin,biraz ellerin,bi öpüş,bi gülüş,biraz sen lazım bana!
                  Vur Emri

Kaybolup gidiyorum farkediliyor
Hep birlikteyken birden
Hiç oluyorum görülmüyor
İçimde yitirdiklerim
Dışımda olanlar

Bitişlerim sürgünlere gebe
Salıyor beni yalnızlıklara
Ben istiyorum ve ben yapıyorum
Kimsede değil,kimseden değil

Nedendir uzun zamandır
İçim ağlıyor farkediyorum
Şöyle bir dinginlik
Bir,eskilerin özlemi
Kokuyor duyuyorum

Birini özlüyorum
Sonsuz kokusuyla
Yanarcasına anıyorum
Sonsuz sesiyle bana
Tebessüm edercesine,beni
Ağlatıyor yine içimden

Sen sarmışsan etrafı
Söyle ben sendeyken ve sen
Böylesine bende
Nasıl olur ayrılmalar
Onu yazmayın,baş köşeye
Koymayın.Ayrılığı.

Sendendir hep hüzne doğuşum
-Beni hüzne doğurmuş anam-
Öyleyse sevince öldür beni
Sevince ,öldür beni

Anlaşıldı
Tek sen sensin örten
Üstüme baharını,kışını,yazını
Sensin döken ve dökülen
Bu hisleri ben bir sana yazdım ha
Bir sana yazdım ilkin
Koşan atları,rüzgarı savuranları

Elinde bir silahın olmalı şimdi
Yaralama ! Öldür !
Nefes verme!
Kes nefesimi!

Hiç dert etme kendine
Yarın yine basar karanlıklar

Aydınlığı...-senden kara aydınlık görmedi-
Herkese en içten selamlarımı iletirim.Yazdıklarım değerse okumaya,bi deneyin derim..
Benim gördüklerimi sende görseydin
Bilmem böyle söylermiydin
Akışını gördüm göz göz
Ve havaya karışışını ilik ilik
Atın bunu içeri ulan !
Bir ses garip içerden
Miktarı belli olmayan bir acıyı
Hüzne katık etmiştik bir zaman
Yine durduk sıcak sansınlar diye
Soğuk güldüğümüzü gizledik
Ve sen o ayazda kıpkırmızı olmuş
Yüzünü getirdin sundun
Bir milyar yıl öncesinden geliyormuşcasına
Aşk demeliyim burada söylemeliyim
Ve sen o billur beni mahveden
Özünü götürdün kandın
Elim donmuşsa yüzüm üşüyordur
Kulaklarım kesilmiş buzdan keskin

Ve sen o göllerce mavileşmiş

Gözlerini aldın sapladın........
Şimdi ağrıyan yanlarını bir bir koy önüne
Benki sana masal anlatmadım
Yorgun kalbimi saklamadım
Şimdi tut kalbimi koy avcunun içine

Şimdi gönlüme çizdiğin sevdanın şekilleri
Ve onların içimde devrilip sönüşümleri
Keyfiyle yaşayamadım ardınca gelişleri
Şimdi tut kalbimi sık avcunun içinde

Şimdi kanayan yanlarını ört elinle
Benki sana hiç yaklaşamadım
Dirilirken ölüler sabah vaktinde
Şimdi tut kalbimi
Yeterki tut kalbimi

Koy avcunun içine ve sık iyice..
Sen bembeyaz bir yağmur altında
Çırılçıplak bembeyazsın,yürüyorsun
Sen içime siyahlar katarkende beyazsın
Şimdi sen ipeksi teninle ipekten elbiseler içinde
Ruhumu ezerek yürüyorsun,mağrur
Senin bir alnı okşayışına heleki benim
Hiç şahit olmadım hep sana hep senden
Bulunamayan ve bilinemeyen senden
Bahsettim durdum renksiz ve kokusuz
Zihnimde şekillere yer yok
İzleri sırayla azami dikkatle siliyorum
Sen yürüyorsun ben izliyorum
Anı kaydetmiyorum defterime not düşmedim
Kalanlara gidenlere mevcut yalnızlığımın
O asil mimarlarına senide anlatmışlığım vardı
Hani bir masada oturuşun var senin
Ve masadan kalkışın
Hep biryerlere önemli birşeyler yapmaya
Gider gibisin ya dön!
Arada bir dön ve bak
Gittiğin yerlerde değil hep önemli şeyler
Geçen gün masada nazlı bakışından bir parça unuttun
Ses etmedim değerliydi bana
Niye acıları bırakıyorsun bana
Niye sadece bakış ki benden uzak
Bu bir kırık aşk hikayesi hiç değil
Seni aramaya ve duymaya kalbinin atışını
Yaslamaya kalbimi kalbine
Ah!Ne çok isterdim
Basitleştim
Beni ne basitleştirdi?
An'a sarılırdım önceden
Yoksa gördüğüm boşluklar
Dolmayan ve eksiklikler herşeyde
Tamam olmamış hep bir tarafından bırakılmış
Şeyler mi beni yok ediyor?
Siliniyorum.Hissediyorum ve yazıkki
Yeniliyorum
Can olmadı

Nefesin,sesin..
Demin otururken bir haber geldi
Öyle siyah -bu haber mühim değil-
Gövdemin yarısı yok oldu
Tamamen bitmedim

Öfke mi hüzün mü
Yanılsamalarım yine yanılmadı
Yanıldığım gerçeği öyle yalındı

Kalpten bahsetme bana duygular
Öylesine harap ki ben eridiğimide
Gördüm sanki sıcacık bir muhallebinin
İçinde eriyordum vanilyaya karıştım
Ve yalvardım tek yalvarılacağa
Duysun ne olur artık çünkü gözyaşlarım
Öyle boğazıma indiki
Ağlayamıyorum

Bütün olanlar bütün bunlar şunlar
Gelen bütün bütün üstüme
Şimdi yıkılsın
Devrilirken üstüme direnmeyeceğim
Oysa dayan demiştin sonsuza dek
Kapalı kalmaz bir yol-benimki kaldı-

Mesela ben hiç kendime elma soymadım
Ama kendim için ve birçok başka kişi için
Çok sigara yaktım
Ben sanırm kendime hiç portakalda soymadım
Bunu şimdi hatırladım ben kendime iyi davranmadım

Herşeyi toplamak mümkün olsaydı
Sonsuz artı sonsuz sayının toplamı kaç ederdi?
Matematikten anlamam zaten
Belkide bundan toplayamadım
Ama bölmeye gelince iyiyim
Çok böldüm mesela kendimi
Bölünce toplamak zor oluyor

Bir şehri içine alan ve bir şehirde
Bulunmamış yerleri bulan
Hiçbir gezgine rastlamadım
Mekanları üst üste kurmayı
İlk kim düşündü?


Acelesi yok çıkarım
Biraz sonra kuytu köşeleri
Yarmaya ve dağıtmaya ansızın
Kuru kupkuru erimiş fakat
Nazlı bakışınla sen ezme kalbimi
Kalıp çarpan bu içimi
Çırpan sadelik
Hiç olmamış pek büyük
Hem oraya yürümeye on adım
Geri dön yine gidersin
Anlamayışına bir tutam
Tuz döksem parmaklarım
Yanarsa bir şeker kristalinden
Onu soğutabilirim
Ben şimdi çıkarım olmadı
Tutarım beynimi ve kırk adım
Yürürüm
Ta ki bulutlar geri dönsün
Mızrağını sağlam
At iyi geçsin
İyi geçmiyor çünkü
Başka türlü böyle
Etrafı gözle bak ki
Kimsecikler tanıdık olmamıştır
Ben şimdi çıkarım
Olur
Yola yüreğimi serpeceğim
Yüreğimi yola dökme sırası
Ne olur an çağlarken
Şu vakit,vakit değil
Sağ elini sol elinin avucuna
Vur yankı yapsın soğuk
Zaten almalı ve götürmeli

Ben şimdi
Çıktım kar yüreğini
Sende biraz sevinçle ve
Durma içine ağla
Altın tabağın ki göz
Ve senin yaşların
Hiç ama hiç donmaz
Ve erimek vakti bana
Beni uyarın!


Beni doğurun
Bir iklim sabahında
Kışlada öğütün içim kalmasın

Yayvan ve atlı
Pek kahraman
Koşuyor ilkin büyümüş gibi
Sarı benzime ihtiyatı- tedbir
Koyun çay çay üstüne

Vah eksik pencere açmış
Eyvah cayır cayır
Misl-i ahenk tutmuş

Ciğerlerimin gözleri odaysa
İçine dolan sendir

Koyu badem rengi
Özürler biriktirilmişti
Çokça harcamaya kıydık

Şuan mezardadır en son beklediğimiz
Kalbinle uzun uzadıya
Mahşere kaldı desene
Şöyle bir kalıp içinde

Durmak bir eylemse
Ve beklemek o zor fiil
Acıyı biz
Kavram haritasının başına
Tam başına

Yazmalıyız.....
Hadi dök içini mermerlere
Simsiyah boyamıştım bir anda
Şehrin adımlarına geç kalan
Miras aldığım koşuşturmalara
Tipi bulandırırken bakışlara
Bir dem kat çayıma sert olsun
Öyle geri gider ya ayakların
Dönmeye ..
Yasak bir bakışa denk geldim
Bu sabah
Ve içime erittim bir damla külü
Yaşamalara,yaşamların izlerini
Dakik ve sakin
Ekledim.Bağırtılar
İçimden gelen susmayan
Sebepler halkaysa şu en
Boynuma dolananları
Böyle bir buhranı alnıma
Kendim
Ama ne yaman ne çözülmez
Çizdim.
Aylar şuan geçse
Derdime su dökülürdü
Öyle ya
Çiçeklere su ver kurumasın
Derdime pınar ol ki
Çağlasın.Büyüyen otlar
Kaplar aydınlığımı

Şimdi bir karanlık içinde
Bir nehrin karşıya geçilmeksiz
Kıyısındayım.
Ağaçlar dallarını suya istemsiz değdiriyor
Oturuyorum kıyısında dedim ya
Karşıya geçilmiyor
Yinede satır aralarını okuyorum
Sana dair ne varsa içimde büyüttüğüm
Tekrar ve tekrar
İnandırıyorum kendimi
Aşk bu olsa ?
Gerek diyorum!
Yine büyütüyorum seni içimde..



Dostum diyorum az olmuş gideli

Yeri sıcak

Bahanlere öyle sarınmışki sımsıcak
Öteye yürümüş benden sarkmış dam
Odam iki kapılı benim birisi maveraya
Yine gitmelere bu şekilde olmadı ben
Yakıştıramadım giyme bir daha

Anısı sıcak

Bekçiyim hayal ediyorum-korurum- gözleri
Koruyan ve buğusu kaplarsa çok görünmez
Üstünü dağ kaplamış koca bir
Mevkisi üstten altınla kaplanmış değildir
Elbet.Döner dolaşırda biz aşka geliriz
Hiç gittikmi diye sorarsan biz çöle
Ve akmayan kuma ve yağmayan suya
Uğradık.Keskin nane kokumuzu almışlar
Oradan.Ne tenha ne barışcıl yalnızlık
Umut ekmedelerdide hasata çiftçi ölmüş
Kırlangıçları düşünürken uçar buldum
Benim küçük sepetimde nar var
Ağır tohumluktan taze,bitmemiş hala
Arıyormuş beni arada bulur
İçine gizledim coşkuyu ve umudu
Patlasa ne çare dağılsın heryere
Verir belki parçalarını ve tamamını
Almaya gelmiş birisi yüzünü önüne eğdi

Şimdi soğudu-az önce gelsen!-

Nazik bir fiyaskodan bahis mermiler yağarda
Hep mi bizimkilerin üstüne
Bugün yine ömürle ölümü yarıştırdılar
Kazanan ezelden belli muhakkak
Ezdiler iyice ezmeyince iyi karışmazmış
Yoksul çözümlere gebe dağlar ve analar
Dostum şimdi tam buradan gittiğinde
Ezberimde olan şekliyle ve gülüşü
Yine yüksekten bombaladılar
Şehrin gülüşlerine yeni atamışlardı oysa
Mahrem sudan içme ve kayadan düşme
Bir anda oldu.Sürüklenmede avluyu toz
Kapı kırıldı şimdi halk dakikce gitmeye

Gölü vurdular çevresi
Ağaçtan yoktu eser
Birkaç ot dikensi
Gölü vurdular çevresi

Özgür bulutlar ve sancıda.......................
Hüzünlerle yardılar kalbimi
Öyle yazdılar işte beni
Sana dair sözler içimde bitti
Sadece bir tutam boğulur
Boğazımdan nefes,aklıma sen
Gelince.Sis değilmiş yoldaki
Dumanmış meğer seni
Görememenin acısını düğümlediler
Ta içime ta içime şimdi,şuan

Sensiz ölüme döndüm,bir bilsen..
Biliyorum gelemezsin yollarıma değiştiremezsin
Denedin biliyorum ritmime yetişemedin bende
Kurmam gerekirdi köprüler yıkmak işim
Sence anlayamadım bence konuştum sen
Anlamaya çabaladın nafile hevesler kırgın
Bazen dahada hissediyorum üstüme birşeylerin
Sessizce ve ağır ağır çöktüğünü ağırlığını
Duyduğum ama göremediğim hep çöküyorlar
Yarım bırakmayı sevmem bırakılmayıda öylesine
Çok doldurdum içimi şimdi akmıyor yaş taş
Gittiğim yeri bilmiyorum tedirginde değilim
İlginçtir telaş kalmadı artık bende heyecan
Bitince mi kalmadı sakinlik sardı sonu hep
Donuk ve durgun bakamayışlar bakış olsa
Birazcık sıcaklık olurdu hadi şimdi çevreden
Ta merkeze kadar ve merkezden çevreye sarhoşça
Hücrelerimiz harekete geçsin yaşadığımızı anlayalım
Kan akıyor damarlarımda ve kalbim attığına göre
Hayattayım sayılır.Hayatı hep geçiştirmelere
Olsunlara,neyselere bıraktık.Köşesinden bir parça
Kopardığımız kuru kuru yediğimiz bir ekmek parçası
Gibi.Devam edelim betondaki siyah noktları saymaya
Yıllardır saymadıkmı habire birşeyleri bu kezde bunu
Sayalım ve geçelim .Ben sıramı savdım sıra sende
Götür bizi ülkelerin en güzeline götür ki takatımız

Bitmiştir..................................................................
Neden bize yazdın yalnızlığı isyanım olursun
Geceleri gündüzleri yangınlarım ağıtlarım
Bu bitmeyen öyle böyle gitmeyen yalnızlığı
Herkesle yaşanan acılara bulaşan bulaştıkça
Bulanıklaşan.Yanıma gelsin istedim gözleri
Bulsun ruhumu görmeye yetmezmi bir bakış
İsyanım oldun kahırla yarışan mateme karışan
Hep o kadar yalnızmısın benim kadar kağıttan
Yanan tutuşturulmuşsa dahada yanan içlerine
Barut koymuşlar kalplere zincir akıllar avare
Yangınımı diyorum katiyen söndürmedi soğuk
Ama hakkını yemeyeyim iyi bir hasta etti
Yatak döşek serilmişsek ne fayda acıma
Bakışlara yürümeye gelmeye çok karardı
Bu gece çoktan biraz fazla.Hiçten biraz
Fazlayım bu gece.Yanılsamalar bırakmaz
Ardımı önümü göremem yol yok zaten
Varsın penceremdeki yazdan kalma güvercin
Anlasın beni bir tek sesine alıştığım
Ben seslere alışırım sonra duyamadımmı
Adam akıllı ağlarım ben zaten hep adam akıllı
Ağlarım demiştim ya sabah olmazsa
Huyudur gecenin sabaha döner daima
Size anlatmışmıydım gecenin sabaha olan
O imkansız aşkını.Hep yetişmeye çabalayan
İşte burda aşk var mana var .Yar geldimi
Ben giderim.Gönlünü vermişsin gitmiş
Yarin memleketine öyleyse niye sızlanırsın
Gönül sızım diye dert yanarsın.Hayır sen
Gönlünü vermiş olsaydın gitmiş olsaydı
Yarinle böyle sızlanmazdın.Ve gece
Hiçbir zaman yetişemedi sabaha
Sabahın gelişi yok etti geceyi
Aşk buydu bilemedik yok
Olamadık biz.Yetişmeye
Çabalama bırak O gelsin
Sen Onda git.Onu görenler senden

Eser görecek.Onu görenler Seni görecek..
Bütün mavileri boğmak istiyorum çekilin önümden
Mavileri istiyorum boğmak siyahlarla karışan
Bir harabede buldum onu ilkin ürkek ve mağrur
Bakışları taştan duruşu inadına içten.Kimseler
Sormuş onu çok sefer .Ben buldum işte övünürüm
Kendimle birlikte buldum harabede buldum
Yağmur yağmıyordu hava iki kere soğuktu
İlla mavileri boğmaktı niyetim azmetmiştim
Kastım öldürmekti birer birer.Can çekişirken
Yakmaktı bir sigara.Kesinlikle konu olmuştu
Artık hayatımın yaşanmışlıklarına.Öyle buldum
Onu harabede buldum.Harap olmadan buldum
Basit olan sevmektir dedi bana.İşi zora koşma
Oysa ben son sevdiğimde az kalsın ölüyordum
Bumu basit dedim.Yinede zorlaştırma bak şimdi
Yaşıyorsun halen ve bendesin ben sendeyim
Nasıl böyle çabucak oluyordu.Onu aldım
Götürdüm kendimde gittim.Gitmeye çevrilmiş
Namlular etrafımızı sarsada biz birlikte gittik

Masal prensi ve prensesi olmadığımız malumdur

Şimdi bir kahve iyi gider iyi gider bir kahve
Şimdi.Yalın sevdik yalnızlığımızı serdik
Üstümüze geceleri ve birden baktıkki
Bizi örten o saran şey daha öteydi yalınlık
Ve yalnızlıktan.Açık etmedik gelene geçene
Aşikar olmadık yani.Biz bir sevdikki dost

Başına gelsin dilerim................................
Nasıl doğuyor diye sordun böyle
Kolayca oldu.Buldum ruhuma uyanı
Uyandırdım içimde çağlayanı
Teker teker dokundu ruhumun tellerine
Notalar dokundu.Sesle can buluyorlardı
Ama arkasında mana vardı.Hep sevmişimdir
İçime dokunmazsa ruhuma geçmezse
Duymamazlıktan gelirim söyleyeni
Söyleyen önemlidir fakat söylediğini
Kim yazmış.Kim böylesine..
Ortalıkta bırakmayı severim bazen-kalp-
Bulsun biri değerini bilir belki diye
Öyle çokta ortalıkta değil ama
Değerli bir bahçede mesela kırmızı
Elmalara sahip bir ağacın olduğu
Bahçenin sahibi çok çok güzel
Altından su akar içimi hoştur
Anladım -ki bazen- anlarım ben
İçinde İSMİ geçmiyorsa yok
Hükmündedir.Herşeyi güzelleştiren
Birdir.Çokça güzel isme sahip BİR
Desene kavranamayanı görmek nasıl
Zihnimi karıştırma bu işe aklım sustu
Öyleyse çok ötede olmalı.Ama ne yakın!
Altını ısrarla çizdim.Meçhul bilinene dair
Bana ne söz düşer haşa!sustum.Sus dedi!
Ey günahkar adam sus!İnci değil mercan değil
Bu aradığın öyle herkese bulunur değil!
Ama dedim herkesin herkeste gördüğü
O masum güzel yüz O'ndan esiyor.O'ndan eser
Ağlıyor içim duyuyorum.Arıyorum biliyorum
Kendime bile itiraf edemediğimi.Geceleri bitiren
Onca zamandır yazdıran.Kalbimi kanatan bu şeyi
Bak yine nereye geldik uzun yürümüşüz
Bir anda çok uzun yürümüşüz.Nereye vardık
Varmaya çıkılır bütün yollara doğru
Bizde varmaya çıkmışız vazgeçmedik tabii
Peki dönelim aşka gelelim.Aşktan gelmedik mi
Yine dönelim.Yeşil aynı mavi aynı aslında
Farklı görünüyorlar sadece.Önemi haizdir belirtmeliyim
Bir bir var.Birde birin izleri.Çok derin açtık bu sefer
Susma vakti.Alnı kırışmış.Saçları beyaz dökük
Hele girsin bir ahşap evine yorgun döndü
Anlamaya çalışmaya devam etsin,edelim..
Günü geceyi silelim vazgeçelim.Tedbir koyun
Ellerime zira usanmaz bende sözler.Onca yordum
Sonuca varmaya şimdi uzandım.Kordan ve ateşten
Bahsetsem ardı malum çıkar duman muhakkak
Yalvarırım anlayınız.Anlayalım ben hiç yalvarmazdım
Bulutlar kapatsın sis inmiş heryere
Boşyere uzatmayız biz bir uzandıkmı

İlerisi güzellik ilerisi letafet....
Bir fırçayla boyayabilseydim amansız hüznü
Akan kandır boya değil.Boyayabilseydim o
Renk sarı olurdu.Sarı masumdur.İç açar
Ölümü boyayabilseydim o renk siyah olmazdı
İnan bende çok gördüm ama hep uzaktan
Kanattılar tam göğsünden koşuyordum
Yinede duyuyordum dizine yatırdı adam

Çare yok oldu bir kere

Hayır.O kadar basit değil.-Olmaz-
Vurduğun yerde gül bitmedi senin
Bak nasılda kanıyor canım güzel
Kıyamazdı oysa dokunmalara öpmelere
Şimdi duyunca yürüyerek gelemeyecek
Koşmaya mecali desen kalmamış
Ama yinede gelir.Kesin.Ağrır çok
Ağrır şakağındaki damardan.Patlar beyni
Acıdan.Söylememişti söylenesi şeyleri daha
Geç vakte bıraktı.Gecikmeleri çağırdı umarsızca
Biz istemezdik.O çağırırdı.Bak şimdi ne oldu
İyice bak gördün mü yapılanları ve yaptıklarını
Umarsızdın dinlemezdin kimseyi bazen dinlenesileri

Çare yok çağırdı bir kere

Sesimi değil duyduklarımı değiştirdiler
Benim bunda katkım yadsınamaz
Değişince duyulanlar çıkanlar farklılaştı
Böylece farkını hissettim sesimi değil
Seslerini değil duyulanları değil
Duyduklarımı değiştirdiler sevmedim bunu
Tutucuyum ben öyle çabuk kopamam hemen
Koyun en sevdiğim plağı
Çalın o eski şarkıları

Aşığı ve aşık olunanı değil-yaşıyorlar-
Aşkın bizatihi kendisini vurdular.-haber yok-




Siz anladım,ki baharsınızdır
Bahar söndürür.Kıvılcımları yok etti.
Siz anladım,ki güneşsinizdir.
Güneş eritir.Kıvılcımları var etti.
Böylece siz,bizi önce var ettiniz
Sonra yok.Boşluğun bileklerimi
Sardığı yerde bulut bulut aktı
Hava hava soludum.Bir baksaydın
Yokluğun bileklerimi bağladığı yerde
Görecektin.Görmek birşeyin içine
Girmek.Özneyken nesneye bürünmek
Hep özneydim.Karşıda gördüm seni
Nesne oldum.Biriken avuçlarıma sen
Benken, neden ayrı neden soğuk buralarda
Kalmaya meyilin mi yok.Gitme esir etme
Yalnızlığı gurbete beni.Bakış eksik
Dilde haram adın,kalpte caiz misin?


Her yokluğun ardında ölüm yok bildim
Hem ölünce yok olmazki can.Ölümün yapamadığını
Yaparmış bazen bir insan.Yok olurmuş mesela
Varken hemde çok fazla varken
Gitmek yok olmaktır.Dedi.
Bense dedim giden yok olmaz Kalanda
Dedi bazen gidene daha zordur
Dedim kalanınki kolay mı
Sadece bedenden ibaret sayarsan tabii
Yok olur gidende-kalanda.-Zaten yoktur.-
Mevzu bahis damlalardan açtık
Benzettik birşeylere lakin sağırdık
O şeyleri göremedik sonraları.-akan damlalar kan değil-yaş değil-
Bir açıklama getirmeliydik istenen buydu
Zaten bize hep açıklatırlardı çok,hatırlatırlardı
Çizdiklerimizden anlamazlardı bizim çizdiklerimiz..
Oysa ne de güzel resmederdik birşeyleri anlamayı
Kanda boğulmayı çizmiştim ben bir keresinde
Sildiler,üstünü karaladılar.Ben hep çizerdim.
Boyuna yollarlardı ben geri gönderirdim.Olmamış derdim
Olmamış daha zamana ihtiyacımız var.Gerçek şu ki
Çok çizdim ama duvarlara değil.Ağrılara çizdim,sancılara
Matemi çizdim.Merak edilen nereye çizdim.
Görünce yokluğu,dayayınca yokluğa sırtımı
Anladım.Bir yerden geçiyormuşum meğer
Damarlarımdan geçiyormuş.Göğsüme dokununca
Hissettim iyice,sıcaktı,yakar sıcak
Kendimden geçiyordum,kendim bana
Çizdğim yer içimdi.İçime çiziyordum
Zamanla ortaya çıkıyor ve dökülüyor.
Zaten hep dökülür,dökerler.Ama bu defa
Ben birazda SÖKÜLDÜM..




Çok yordum bu sefer işe yaradı
Ne işe mi yorğunluğu anlatmaya
Hemde hal diliyle
Konuşmama gerek yoktu
Gerek olan şey bir çift bakabilen
Göz.Anlatır bedenim konuşur kendince
İşte böyle herşeyi konuşmaya yok gerek

Bir bakabilse-k-...
Az önce saate baktım meğer birkaç yüzyıl uyumuşum
Uyandığımda yazarken buldum beni uzaktan izledim
Garip garip bakmayın yüzüme öyle, dedim ya birkaç yüzyıl
Biraz fazla olmuş ama insan işte uyku bir bastımı önünü almak
Ne çare yine çalıyordu amansızca aynı şarkılar
Hakkını yemeyim çok iyi bestelenmiş.Yazan yazmış bize dinlemesi
Garip oluyordu insanın kendinden çıkıp kendini izlemesi
Ha bide dinledim kendimi sanırım kaç zamandır yapmadığımı
Yaptım ve heba ettiğim birşeyin farkına vardım
Önce anlayamadım çareyi yine kendime sormakta buldum
Cevap gecikmedi;biraz kızgın bir sesle dedi

Beni mahvettin!
Oysa bu kez niyetli değildim tartmıştım olacakları
Akıl terazisinde çok defa.Olmadı yine kan-dırdı
Görmezsem geçer dedim basit olmalıydı
Yenilmemeliydim çünkü kayıplar çoğaldı
Nerden çıktı geldiği yön meçhul
Havada ve suda görüyordum.Yürüyordu.-uçar-
Aslında görünmez bağıntılarla ekleniyordu
Bizde bitenler,izde kalıyordu
Gülüyordu umarsızdı bence manasızdı
O an dedim var mı uçuşan bir tüyden fazla değeri
Yoktu.Kabul.Sıra bana geldiğinde elime baktım
Elim güçlüydü taşı sıksam..O kadar yani..
Öyleyse şimdi binebilirim bir tramvaya-şehrimde yok-
Böyleydi işte bizimkiside.Olmayanı aramak belki
Olanı görmememk.Açık konuştum,lafı uzatmadım
Sansınlar vazgeçtim suçu bana yüklesinler
Varsın ya-pa-ma-dı desinler
Ne gerek bana ne gerek susuz çölde su-aramak-
Açık olsun bu sefer anlaşılır.Tabi yinede çözemeyenler olacaktır-olsun elbet-
Bir şeye benzetemezse yüzüne baksın önce aynada!


Burada sarpa çıkar yol denen meçhul
Dehşeti akla getiren bir çığlık.
Nasıl öyle içten söyler.Anlıyorum dilini bilmediğim,
Uzak-yakın- topraklardan yankılanıyor.
Keşfettim yeni.Yeni dediysem eski.
Önceden yapılmış ben şimdi gördüm.
Yaşanmaları anlatayım sen yine dinle bir
Önce soluklan.Sonra dersin göğsümü parçaladı
Aldı çok götürdü.Uzaklara götürdü.
Yaşanmalardan söz açtık oysa yaşanmamalarda olası
Ben mesela bir kere aşırı yaşanmama arasında kalmıştım
Nefesim kesiliyordu soruyordum,sordukça dahada kestiler
Nefesimi diyorum aldılar bir salona hapsettiler-geniş-
Noktalar arttıkça daire kayboluyordu.Bu kez dedim boğdurmam
İzin vermemeliydim.Noktalar çoğalıyordu.
Boyadılar,sarıya boyadılar noktaları.Ne daire kaldı sonra
Ne odak noktası.Karış karış ölçmüşlerdi boşluk bırakmadılar.
Özgeçmemişimi masaya koydum.Elim kötüydü.
Düzeltmeye mecal,al sana kupa kızı,sinek valesi
Olmasına olurdu fakat küçük kare kutucukların renkleri

Gözlerimi aldı...........................................................................////
Yorgunluktan bahsetmiyorum,renkli düşlerden
Ayağı kayıp düşenlerden,boşluğa yuvarlananlardan
Anlamı anlayanlardan,sisin içinde hava soluyanlardan
Hayatı ucundan kırpanlardan,düşünceleri renksiz olanlardan
Bahsetmiyorum.Bütünlüğü yakalayamayanlardan.
Mevzu derin,mevzu basit,suyu tutacağız,suda tutunacaklar.
Kapanan şeyler açılmaya yüz tuttuğunda.Açacağız sonuna kadar.
Ulaşmaya adanan hayatları,boynu bükülen o garip çobanı
Göreceğiz ve diyeceğiz ki sen çok otlar gördün,dağlar yol oldu
Önünden geçtin ırmağa daldın.Aç ey anlaşan adam!
Bağrımıza savur duyduklarını.Konuşulanları sen duydun.
Sen anlaştın bizim bilmediklerimizle,görüştün.Sessizdi her taraf.
Biz sadece yürüyorduk .Rüzgar sadece esiyordu.Bu duyduğumuz
Kimin sesiydi.Misafir olduğumuz köyde yoktu ses.
Böylece uzaklaştık giderek boğuklaşan yollardan.İzdüşümüydü
İçimizde ilerleyen seslerin,duyduklarımız.Artık sır yok
Herşey ortada silinmeye yüz tutsada anlatır birçok şeyi
Makul olanı yaptık.Gittik.Nerden mi gittik

İçimizden gittik.İçimiz bizden gitti.
Beyaz bir şair sabahına uyandım
Dert yaktım,sevinç soğuttum
Tohum ektim,hardal biçtim
Bir ağaç vardı yaprakları
Büyük dökülen
Büyük dökülüyordu yaprakları
Sert silkelenmiştik hepimiz
Duvarlara çarptık çok defa
Bir zamanalar yaslanırdık ne güzel
Hem ses etmezdi bahçe sahibi
Acı içerdik,tazelerdik baharı
Sonra rüzgarla indiler yakınımıza
Göğüslerimiz yanıyordu rüzgar dahada coşturdu
Hava dolu göğüslerimize rüzgar doldu bu sefer
Dik yamaçlar göğsümüze eş oldu
Tahta çıktı belirgin şekilde
İnmeyecek hüzün,sönmeyecek yıldızlar

Ya güneş doğarsa?
Et pazarı,canlı insan kemiği
Yok istediğim değil bu
Kaburgasına kadar açılmış
Taşmış siyahlığı bileklerine kadar
Pazarda katliam var dostlar
Yetişin.Alıyor ve götürüyorlar
Tek tek sıraya diziyorlar
Kimisi mutlu gülüyor
Kimi mutsuz.Yinede
Götürülüyorlar çünkü
Yolları önceden çizilmiş besbelli
Tavşanlar görünüyor az ötede
Beyaz iri gövdeleri tertemiz
Yinede gidiyorlar mahkumlar
Akan suya kapılmak kararındalar
Onlar mı seçtiler yakılmayı yoksa
Yakılmalar mı onları istedi-bilinmez-
Sen şimdi diyeceksinki bana getir
Beyaz bir şey getir taze olsun
Ben diyeceğimki beyazlıkta kayboldum
Bahsetmişmiydim size sinir uçlarıma kadar duyduğumu
Hani şu meçhul beyazlıkta uçuşan
Etkilerdi beni iki dudak, arası
Anadoludan Tibete kadar uzun,uzak
Ama çekti aldı öyle yakına
Tavşanlar ölmüşler o beyaz tüylü olanlar
Temiz tüyleri kana bulanmış
-Bunu yapan ortada yok-
Erimişler kanda-tavşanlar- ve manasız
Bir şekilde geçenler ovadan
Görmüş zavallı tavşanları sonsuz uyurken
Kovun o hainleri,alçakları çok yaptılar
Çok,çok yapmışlardı öteden beri
Fazlalar çoğaldığında boğulmalar başladı
Çok yapanlarındı suç, boğdular herkesi
Kurtulmak isteyenler oldu hani o götürülenlerden
Mutlu ve mutsuz olanlardan,gülenlerden
Yinede yetmedi tavşanların kanı almaya
Karşılığı olmayan şeyleri kurtarmaya
Birisi çıktı geldi çok uzaktan,sordu götürülenlere-gidenler değil-
Sordu bir yolunu bulup,neydi sebep,neden sürüklenmedelerdi
İçlerinden birisi-mutsuz olanı-cevap verdi
Dedi tavşanlar öldü,çokça yapanlar öldürdü-ama bunu bilen azdır-
Bize dedi sürgün düştü,payımıza düştü
Uzaktan gelen:Savaşın!
Mutsuz götürülen:Mecalimiz yok hem kanda çok boğulduk..
Adam şaşırdı dedi bu nasıl olur,bu nasıl yer böyle
Hiç yok mu buğdayınız,kalmadı mı toprakta bir parça can
Yenilerdende mi umut yok nefes olacak sizi
Alacak çokça ağrıtanların ve götürenlerin elinden
Açmalıydı yeniden ıhlamur yaprakları ve yürümeliydi
Tavşanlar o beyaz olanlar,tüyleri temiz...





Senin ötekinde göremediğini
O'da sende göremiyor
Anlayacaksın !
Senin ötekinde duyamadığını
O'da sende duyamıyor
Alışacaksın!

Çok mu duygusuz geliyor
Sana çok mu hissiz?
Hayır.Değil.
Hislerini sana açmıyor,
Öğreneceksin!

Boş boş sayfalara
Bakıp durma
Sana dair yok
Kelimeler avuçlarında ki
Olsada kelimeler
Dedimya sana dair yok!

Belki vardır bu dertten
Çağlardır müzdarip olan
Bir sen değilsin,
Biliyorsun!

Neden diye soracaksın
Bulmayacak bulutları seni
Akmayacak yağmuru sana
Ağlayacaksın!

Şimdi hissiz kalbin
Ruhunun kıyılarında
Dalgalar vurmuyor artık
Şimdi birde buna
Yok-olacaksın!

Kaygılan
Vaktidir
Kaçırılan gemide
Duyguların batıyor batsın
Zaten günde üçyüz kere
Şu lanet olası...
Varsın batsın!
Boğulacaksın!

Bilmem kaç sene
Gözgöze gel-e-memişsin
-Aşk cesareti kovalar -
İki kelam etmeye
O biçim..

Kanayacaksın!